Görüşmemek üzereye açılan kocaman kocaman kapılar!
Alabildiğince büyük dağların arasından geçiyoruz. En ön
koltukta oturuyoruz, bütün yollar, dağlar, çiçekler, böcekler ve trafik
levhaları öylesine yanımızdan geçiyor. 12 saat sonraya hiçbir şeyimiz kalmamış
olacak. Yolculuk en çok beni kendime getirir. Ve tabii sen yanımda olduğuna
göre seni de kendine getirecek. Dokunmak istiyorum sana, şöyle sırtını
sıvazlamak. Ama zorunlu olarak alınmış bazı kararlar var ve dokunuşlarımın
hepsi görüşmemek üzereye açılan kapılar gibi ve sen de bilinçli ya da
bilinçsizce geri çekiyorsun kendini. Omuzlarına doğru yaklaştırıyorum parmak
uçlarımı ama omuzların kaçıyor. Ne zamandan beri omuzlar hislere sahip oldular?
Bilmiyorum.
0 şîrove