Kidney Stone
Hiç olmadığım kadar hastayım şu sıralar, ve bir o kadar da zayıf ve güçsüz. Beni tanıyan herkes çantamı ağzına kadar kitaplarla doldurduğumu bilir tabii bu vücudumun dengesini alt üst eden o taş ile tanışmadan önceydi. Bundan tam on üç gün evvel çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin dördünde ahaa tam şuramda, karnımın sağ tarafında bir ağrı ile uyandım. Pardon, ağrı ile uyanmadım ağrı beni uyandırdı demek daha doğru. Sabaha kadar ağrım ile birlikte zaman geçirdik, hava aydınlanana kadar beraberdik -hayatımın en uzun gecelerinden- sonra bırakıp gitti. Bırakıp gitti ama bıraktığı bir ayrılık acısı vardı. Bu ayrılık acısı büyüdü, büyüdü ve en sonunda taşa döndü, onu ses dalgaları ile kırdırmak zorunda kaldım. Evet, yanlış duymadınız, ses dalgaları ile. Takurr, tukurr, içimde iş makineleri geziyor sandım yarım saat boyunca. Peki, operasyondan önce yapılan iğneye ne demeli? Nasıl da başımı döndürdü, kalkamadım ya yerimden, giyemedim sandaletlerimi, ve kapıya, duvara tutunamadan adım atamadım.
Sağ böbreğim ile aramız limoni, bu arada her gün en az bir çeyrek limon yemeliyim, bana dargın. Ama kararlıyım ben bir daha ağrı ile uyanmak istemiyorum. Böbreğim de en fazla bir hafta çalışmaz sonra döner rutinine...

0 şîrove