Bir o kıvrım bir bu kıvrım

by - Ocak 21, 2017

         


       Beynimdeki sıvının hareketlerini hissediyorum, bir o kıvrıma vuruyor kendini bir bu kıvrıma. Peki ya ben ne yapıyorum? Ya da biz ne yapıyoruz? Metronum gelmesine 6dk var ve ortalıkta kimseler yok. Çıkarıyorum kahverengimsi atkımı boynumdan ve senin yanına bırakıyorum. Sen ise çocukluğuma hem şaşırıyor hem de bir sonraki hareketimi izlemek için can atıyorsun. Sevdiğimiz müziği açıyorum, hani şu derinden gelip birden seni bu dünyanın içine çeken Sophie Hunger  şarkısı varya, o işte. Müzik kendini belli etmeye başladı ve ben küçük küçük sallanmalarla müziğin tadını çıkarıyorum. Sen ise yaramazlık yapmak üzere olan arkadaşını kollar gibi etrafa bakınıyorsun, gözlerin fırr firr dönüyor. Bir o taraf bir bu taraf. Korkma, ben varım der gibi gülümsüyorum sana ve sen benim belimden kavrayıp kendine çekiyorsun. Boynumda kalan son parfüm kokusunu da içine çektikten sonra derin bir nefes alıyorsun. Son nefesimi aldım, ölebilirim artık bakışı var yüzünde. Ama dur! Daha ölme. Metro geldi. Ve biz boş bir vagona biniyoruz. 50 koltuk var ve hepsi bizim. Açıyorum kollarımı ve bu vagonu bize ayırttım diyorum. Hoşuna gidiyor, şımarıyorsun hafiften. Rastgele oturuyoruz bir yere, hepsi bizim ne de olsa. Rahatız. Başın omuzlarıma düşüyor ve benim kafamda bir yerlerde hâlâ Sophie Hunger çalıyor. Eşlik ediyorum ve sen ensemde, boynumda bir yerlerde son bir nefes parfüm arıyorsun... 

You May Also Like

0 şîrove

Ev jî nû derketine!