Ben güneşlenmeyi severim efenim
Efenim, serin serin esen çöl
rüzgarının ten yakan sıcağından sanki vizeniz bitmiş de zabitler sizi yakalarsa
size para cezası verecekleri yetmiyormuş da bir de sizi geri göndereceklermiş
gibi kaçmış, kendinizi kuzey soğuğu dedikleri bilmem eksi kaç derecenin içinde bulmuşsunuz.
Geceleri bir çölün ne kadar soğuk olacağı konusunda yeterince tecrübelisiniz efenim,
hem siz başınıza örtünüzü sarmalayıp saatlerce at üzerinde zaman geçirensiniz, lâkin,
kuzey dedikleri bu küçük cihanın nasıl bir dondurucu havası olduğunu geceler
boyunca yağan karın durup, yavaş yavaş buzlanmaya başlamasından itibaren iliklerinizde
hissedersiniz, çöl soğuğuna benzemez. Güneşin doğmasından sonra da bu soğuklar
devam eder ve cihan-ı kuzey buna alışmayı, bununla yaşamayı öğrenmeyi emreder.
Ve eğer zihnim beni aldatmıyorsa siz soğuk havalarda sanki titreşim modundaymış
gibi hissettiğinizin altını çizerdiniz. Sizin bu deyişiniz aklımdan çıkmıyor
olmalı ki kuzey soğuğundan gelip, kendimi evime atıp, odamdaki deri gri koltuğa
oturduğumda birisinin beni titreşim modundan çıkarıp sessiz moduna aldığı konusundaki
garip hissiyatları üzerimden atamıyorum. Ama size soğuk suya atlama ihtimaliniz
sorulduğunda ‘ben güneşlenmeyi severim efenim’ cevabını
veriyorsunuz. Kuzey soğuğunun pay-i tahtına gelip güneşlenmekten bahsetmek de
bariz bir kafa karışıklığının işareti gibi geliyor efenim. Amma velakin, buraya
sırf yazmış olmak için yazdığım bazı cümlelere pek aldanmamalı. Soğuklar ve
sıcaklar ile ilgili olarak da ‘ben insanlardan ziyade kendimden korkarım’
diyorsunuz. Söylemiş bulunduğunuz bazı cümleleri yan yana getirip bir anlam
vermeye, mânâ yüklemeye çalışırken, size yükseklik korkusu teşhisi koymayı
doğru buluyorum. Yükseklik korkusunun yanına derin sulara da atla(ya)mama diye
küçük bir not ekliyorum. Bu küçük ama büyük rahatsızlıklara antibiyotik iyi
gelir diye pembe bir yalan uyduruyorum, akşam haberlerinde sizin de
göreceğiniz. Fakat, unutulmamalı ki artık derman-satar (eczacı) arkadaşlar
antibiyotik dediğimiz ilacı reçetesiz satmıyor, ısrarla doktor müsaadesi istiyorlar.
Bir perşembe gecesi yazıyorum bu blogu,
lütfen okumayın onu pazartesi günleri. Son bir dileğim var sizden, zaman kötü
arşidükleri bile vuruyorlar, siz dikkatli sürün.

0 şîrove