Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu / Stefan Zweig
-Sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler, ötekiler,duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezelikle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler, aşk hakkında çok şey okumuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler.
-O akşam bütün gece sende kaldım. Daha önce hiçbir erkeğin bana dokunmadığını, bedenimi hissetmediğini veya görmediğini sezmedin. Fakat nasıl sezebilirdin ki, sevgilim, çünkü sana hiçbir biçimde karşı koymadım, utangaçlıktan kaynaklanabilecek her türlü çekingenliği bastırdım ve bunu da sana olan aşkımın, eğer bilseydin, hiç kuşkusuz seni ürkütecek olan sırrımı öğrenmeyesin diye yaptım -çünkü sen, yalnızca kolay, oyun gibi ve ağırlıktan yoksun olanı seversin, bir kadere müdahale etmekten korkarsın.
-Hafifçe senden ayrıldım ve gitmek istedim. O zaman şöyle sordun bana ''Giderken yanına bir kaç çiçek almak ister misin?'' Ben evet dedim. Yazı masasının üstündeki mavi vazodan dört tane beyaz gül çıkardın (ah evet, onları çocukluğumdaki o tek hırsızlama bakıştan tanıyordum) ve bana verdin. Onları günlerce öptüm.
Tuhaftı: bütün o saatler boyunca seni düşünmüştüm, çünkü senin yaş gününü hep bir bayram günü gibi yaşardım.Sabahın erken saatlerinde çıkıp beyaz gülleri satın almış ve her yıl yaptığım gibi sana yollatmıştım.
Kargaşa , kahkahaların ve müziğin gürültüsü içerisinde kaybolup gitti.
-O akşam bütün gece sende kaldım. Daha önce hiçbir erkeğin bana dokunmadığını, bedenimi hissetmediğini veya görmediğini sezmedin. Fakat nasıl sezebilirdin ki, sevgilim, çünkü sana hiçbir biçimde karşı koymadım, utangaçlıktan kaynaklanabilecek her türlü çekingenliği bastırdım ve bunu da sana olan aşkımın, eğer bilseydin, hiç kuşkusuz seni ürkütecek olan sırrımı öğrenmeyesin diye yaptım -çünkü sen, yalnızca kolay, oyun gibi ve ağırlıktan yoksun olanı seversin, bir kadere müdahale etmekten korkarsın.
-Hafifçe senden ayrıldım ve gitmek istedim. O zaman şöyle sordun bana ''Giderken yanına bir kaç çiçek almak ister misin?'' Ben evet dedim. Yazı masasının üstündeki mavi vazodan dört tane beyaz gül çıkardın (ah evet, onları çocukluğumdaki o tek hırsızlama bakıştan tanıyordum) ve bana verdin. Onları günlerce öptüm.
Tuhaftı: bütün o saatler boyunca seni düşünmüştüm, çünkü senin yaş gününü hep bir bayram günü gibi yaşardım.Sabahın erken saatlerinde çıkıp beyaz gülleri satın almış ve her yıl yaptığım gibi sana yollatmıştım.
Tuhaftı: bütün o saatler boyunca seni düşünmüştüm, çünkü senin yaş gününü hep bir bayram günü gibi yaşardım.Sabahın erken saatlerinde çıkıp beyaz gülleri satın almış ve her yıl yaptığım gibi sana yollatmıştım.
Kargaşa , kahkahaların ve müziğin gürültüsü içerisinde kaybolup gitti.



0 şîrove